|
Tweet |
“HUKUK DEĞİL, SİYASİ HESAPLAR DEVREDE”
Karagöz, 30 yıl önce alınan bir diplomanın bugün iptal edilmesini ve bu kararın hemen ardından gelen gözaltı sürecini, hukukla değil siyasi planlarla açıklamanın mümkün olduğunu dile getirdi. “30 yıl önce alınan bir diplomaya bugün müdahale ediyorsanız, bu sürecin zamanlaması başlı başına sorgulanmalıdır. Hukuk, keyfî şekilde değil, evrensel normlarla işletilmelidir” dedi. Sahur vaktinde yapılan gözaltıların kamu vicdanını rahatsız ettiğini vurgulayan Karagöz, “Bu tür görüntüler milletimizin hafızasında geçmişin karanlık dönemlerini canlandırıyor” ifadelerini kullandı.
“YARGI YOLUYLA SİYASET DİZAYN EDİLEMEZ”
Yargının, siyaseti dizayn etme aracı haline gelmesinin demokrasiye büyük zarar verdiğini belirten Karagöz, halkın iradesine saygı gösterilmesi gerektiğini söyledi. “Milletin kararına güvenmeyenler, muhalefeti baskıyla susturmak isteyenler, yargı yolunu kullanarak siyaseti şekillendirmeye çalışıyor. Ancak bu yöntemler günü kurtarsa da geleceği mahveder” diye konuştu. Karagöz, siyasi rekabetin adil, şeffaf ve halkın gözü önünde yürütülmesi gerektiğini savundu.
“TOPLUMUN ENERJİSİ GEREKSİZ TARTIŞMALARDA TÜKENİYOR”
Gözaltılar ve diploma tartışmalarıyla ülkenin gündeminin meşgul edilmesini eleştiren Karagöz, bu tür tartışmaların halkın gerçek sorunlarını gölgede bıraktığını belirtti. “Her sabah yeni bir krizle uyanmak, yeni bir gözaltı veya soruşturma haberiyle karşılaşmak sıradanlaşmamalı. Toplumun enerjisi, üretime, eğitime ve kalkınmaya değil; siyasi krizlere harcanıyor” diyerek ülkenin kaybettiği zamanı vurguladı.
“GAZZE İÇİN ARTIK SOMUT ADIMLAR ATILMALI”
Karagöz, açıklamasında dış politika gündemine de değinerek, Gazze’de yaşanan insanlık dramına karşı İslam dünyasının sessizliğini eleştirdi. “Sadece kınamakla bu zulmün önüne geçemeyiz” diyen Karagöz, İsrail’e karşı ekonomik, diplomatik ve siyasi alanlarda net ve caydırıcı adımların atılması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin de Filistin’e destek konusunda daha kararlı bir duruş sergilemesi gerektiğini ifade etti. İnsani yardım koridorlarının açılması, TBMM heyetinin bölgeye gönderilmesi ve uluslararası hukuk yollarının sonuna kadar işletilmesi gerektiğini belirtti.
“TÜRKİYE HEM İÇERİDE HEM DIŞARIDA ADİL OLMALI”
Açıklamasının sonunda Türkiye’nin içeride adaleti, dışarıda ise vicdanı önceleyen bir diplomasi anlayışına ihtiyaç duyduğunu ifade eden Ahmet Karagöz, “İçeride halkına adil davranmayan bir iktidarın, dışarıda zalime karşı durması mümkün değildir. Bu millet daha fazla gerilim değil, huzur ve adalet istiyor” dedi. Karagöz, hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edildiği, halkın iradesinin tam anlamıyla yansıdığı bir Türkiye temennisinde bulundu.