beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...



Başkan Demirhan: Midyat’ın Üzümü Tarlada Değil Markada Değer Kazanmalı - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

Midyat Halk Meclisi Derneği Başkanı Bünyamin Demirhan, Midyat ve çevresindeki bağcılık kültürünün yalnızca tarımsal üretim olarak değil; işleme, paketleme, coğrafi kimlik, gastronomi, turizm ve markalaşma ekseninde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, üzümden elde edilen katma değerin daha büyük bölümünün üreticide ve Midyat ekonomisinde kalmasını sağlayacak yeni bir model çağrısında bulundu.

facebook-paylas
Tarih: 20-10-2026 18:00

Başkan Demirhan: Midyat’ın Üzümü Tarlada Değil Markada Değer Kazanmalı - GÜNDEM - İnternetin Ajansı


Üreticinin aylarca emek verdiği ürünün hasat döneminde yalnızca kilogram fiyatı üzerinden değerlendirilmesinin büyük bir ekonomik potansiyelin kaçırılması anlamına geldiğini belirten Demirhan, “Üzümü yetiştiren Midyat, emeği veren çiftçimiz. O halde asıl ekonomik değeri de burada oluşturmalıyız. Midyat’ın üzümü tarlada değil markada değer kazanmalı.” dedi.

ÜZÜMÜN KİLOSUYLA DEĞİL, ÜRETTİĞİ KATMA DEĞERLE İLGİLENELİM

Üreticinin kazancını artırmanın yolunun yalnızca daha fazla üretmek olmadığını vurgulayan Demirhan, aynı miktardaki üründen daha yüksek ekonomik değer elde edilmesine odaklanılması gerektiğini söyledi.

Demirhan şunları söyledi: “Bir kilogram üzümü ham ürün olarak sattığınızda başka, onu işleyip kaliteli bir Midyat ürünü olarak paketlediğinizde başka ekonomik değer oluşuyor. Çiftçimizin kaderini yalnızca hasat dönemindeki günlük fiyata bırakmamalıyız. Ürünü tarladan çıktıktan sonra da takip etmeliyiz.”

ÜZÜMÜN YOLCULUĞUNU HASATTA BİTİRMEYELİM

Midyat üzümünün pekmez, kuru üzüm ve yöresel ürünler başta olmak üzere farklı biçimlerde değerlendirilmesinin üretici gelirini çeşitlendirebileceğini ifade eden Demirhan, işleme kapasitesinin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

Demirhan, “Ürünün tamamını aynı şekilde pazara çıkarmak yerine kalite ve kullanım alanına göre ayırabiliriz. Sofralık olan ayrı değerlendirilsin, kurutmalık olan ayrı, pekmez ve diğer ürünlere uygun olan ayrı işlensin. Böylece ürünün bir bölümünün düşük fiyata gitmesinin önüne geçebiliriz.” dedi.

“MİDYAT ÜZÜMÜ” RAFTA KENDİNİ ANLATMALI

Markalaşmanın yalnızca ambalaj üzerine Midyat yazmak olmadığını belirten Demirhan, ürünün yetiştiği toprak, üretim yöntemi, bağcılık kültürü ve üreticinin hikâyesinin tüketiciye aktarılması gerektiğini söyledi.

Demirhan, “Tüketici paketi eline aldığında bunun neden Midyat’a ait özel bir ürün olduğunu anlayabilmeli. Hangi bağdan geldiğini, nasıl üretildiğini ve arkasındaki kültürü bilmeli. Dünyada yerel ürünleri değerli hale getiren şey yalnızca tadı değil, güvenilirliği ve hikâyesidir.” ifadelerini kullandı.

HER ÜZÜM AYNI FİYATA MAHKÛM EDİLMEMELİ

Ürünün kalite sınıflandırmasının üreticinin daha iyi üründen daha yüksek gelir elde etmesini sağlayabileceğini belirten Demirhan, hasat sonrasında standartlaştırma ve kalite kontrol sistemlerinin geliştirilmesini önerdi.

Demirhan, “Üretici kaliteli ürün yetiştiriyorsa bunun ekonomik karşılığını görmeli. Ürünü sınıflandırmadan topluca satmak kaliteli üretimi teşvik etmez. Kaliteyi ölçen, belgeleyen ve ödüllendiren bir sistem çiftçimizin üretim standardını da yükseltir.” dedi.

ÜRETİCİ HASAT GÜNÜ MECBURİ SATICI OLMAMALI

Bağcılığın en önemli sorunlarından birinin ürünün kısa sürede pazarlanma zorunluluğu olduğunu belirten Demirhan, soğuk zincir, depolama, kurutma ve işleme imkânlarının üreticinin pazarlık gücünü artırabileceğini söyledi.

Demirhan, “Ürününüz bekleyemiyorsa fiyatı çoğu zaman alıcı belirler. Üreticinin depolama veya işleme alternatifi varsa ‘Bugün ne verirsen satmak zorundayım’ baskısından kurtulur. Tarımda pazarlık gücü yalnızca tarlada değil, hasattan sonraki altyapıda kazanılır.” dedi.

“BİR KİLO ÜZÜMÜN EKONOMİK YOLCULUĞU” AÇIKLANSIN

Demirhan, Midyat için farklı bir ekonomik çalışma yapılmasını önererek bir kilogram üzümün bağdan tüketicinin sofrasına kadar geçirdiği sürecin mali olarak analiz edilmesini istedi.

Demirhan, “Çiftçiden bir kilogram üzüm kaç liraya çıkıyor? Tüketiciye kaça ulaşıyor? Aradaki değer nerede oluşuyor ve kim ne kadar pay alıyor? Aynı üzüm işlendiğinde ekonomik değeri ne kadar değişiyor? Bu tabloyu ortaya koyarsak üreticinin zincirdeki gerçek konumunu da görürüz.” dedi.

ÜRETİCİNİN PAYINI ÖLÇMEDEN TARIMSAL BAŞARIYI ÖLÇEMEYİZ

Bir ürünün market veya turistik satış noktasındaki yüksek fiyatının tek başına üreticinin kazandığını göstermediğini belirten Demirhan, nihai satış fiyatından çiftçiye kalan payın takip edilmesini istedi.

Demirhan, “Ürün pahalı olabilir ama üretici para kazanamıyor olabilir. Bu nedenle ‘Üzüm kaç liraya satılıyor?’ sorusunun yanına ‘Bu paranın kaçı üreticiye kalıyor?’ sorusunu koymalıyız. Bizim için asıl kalkınma göstergesi çiftçinin emeğinin karşılığını almasıdır.” dedi.

TURİST MİDYAT’TAN ÜZÜMÜN HİKÂYESİNİ DE GÖTÜRSÜN

Midyat’ın turizm gücünün bağcılıkla buluşturulabileceğini belirten Demirhan, bağ rotaları, yöresel ürün tadımları ve üretici ziyaretlerinin turizm programlarına dahil edilebileceğini söyledi.

Demirhan, “Turist tarihi Midyat’ı geziyor, taş konaklarımızı görüyor. Neden bağımıza da gitmesin? Üzümün nasıl yetiştiğini görsün, üreticiyle tanışsın, yöresel ürünümüzü yerinde tatsın. Böylece tarım ürünü turizm deneyimine dönüşür ve çiftçinin kazancı çeşitlenir.” dedi.

OTELLERİN VE RESTORANLARIN SOFRASINDA MİDYAT ÜRÜNÜ OLSUN

Turizm işletmeleri ile yerel üreticiler arasında düzenli tedarik bağlantıları kurulmasını öneren Demirhan, Midyat’a gelen ziyaretçinin yerel ürünle daha fazla buluşturulabileceğini söyledi.

Demirhan, “Otelimizin kahvaltısında, restoranımızın menüsünde ve turistik satış noktasında uygun olan yerlerde Midyatlı üreticinin ürünü bulunsun. Turizmden gelen para böylece yalnızca merkezde dolaşmaz, bağdaki çiftçiye kadar ulaşır.” dedi.

GENÇLER BAĞDAN KAÇMASIN, BAĞI TEKNOLOJİYLE BULUŞTURSUN

Gençlerin tarımdan uzaklaşmasının önüne geçmek için bağcılığın teknoloji ve girişimcilikle buluşturulması gerektiğini belirten Demirhan; akıllı sulama, dijital satış, ürün takibi ve e-ticaret gibi alanların yeni kuşaklar için fırsat oluşturabileceğini söyledi.

Demirhan, “Gencimize yalnızca ‘Bağa git, üzüm yetiştir’ demeyelim. Ona markayı kurmayı, internetten satış yapmayı, yeni pazarlara ulaşmayı ve teknolojiyi tarımda kullanmayı öğretelim. Midyatlı genç dedesinin bağını devraldığında geçmişe dönmüş değil, yeni bir işletmenin başına geçmiş hissetmelidir.” dedi.

SUYU AZALTAN DEĞİL, DEĞERİ ARTIRAN TARIMI KONUŞALIM

Bölgenin su kaynaklarının korunmasının gelecekte tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu belirten Demirhan, bağcılıkta modern sulama teknikleri ve su verimliliğinin yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.

Demirhan, “Geleceğin tarımında yalnızca dönüm başına kaç kilogram ürün aldığımızı ölçmeyeceğiz. Bir metreküp suyla ne kadar ekonomik değer ürettiğimizi de ölçeceğiz. Suyumuzu koruyarak üreticinin gelirini artırabileceğimiz modeli kurmak zorundayız.” dedi.

“MİDYAT BAĞCILIK ENVANTERİ” ÇIKARILSIN

Midyat’ın bağcılık potansiyelinin sağlıklı biçimde planlanabilmesi için kapsamlı bir envanter hazırlanmasını isteyen Demirhan; üretici sayısı, bağ alanları, yetiştirilen çeşitler, üretim miktarı, sulama durumu ve işleme kapasitesinin birlikte değerlendirilmesini önerdi.

Demirhan, “Kaç dönüm bağımız var? Hangi çeşitleri yetiştiriyoruz? Kaç üreticimiz bu işten geçimini sağlıyor? Ürünün ne kadarı taze satılıyor, ne kadarı işleniyor? Bunları bilmeden beş yıllık bağcılık politikası oluşturamayız.” dedi.

HER ŞİŞE PEKMEZ BİR “MİDYAT ELÇİSİ” OLABİLİR

Yerel ürünlerin kaliteli ve ortak standartlarla pazarlanmasının Midyat’ın tanıtımına da katkı sağlayacağını belirten Demirhan, yöresel ürünlerin şehir markasının parçası haline getirilmesini istedi.

Demirhan, “Midyat’tan İstanbul’a giden bir şişe pekmez yalnızca gıda ürünü değildir. Ambalajı, kalitesi ve hikâyesi doğru kurulursa Midyat’ı başka bir şehre taşıyan küçük bir tanıtım aracıdır. Ürünümüzün üzerine yalnızca fiyat etiketi değil, Midyat’ın kimliğini de koymalıyız.” dedi.

“BAĞDAN MARKAYA” PİLOT PROJESİ BAŞLATILABİLİR

Demirhan, belirli sayıda üreticiyle ölçülebilir sonuçlara sahip bir pilot çalışma yapılmasını önerdi.

Demirhan, “Örneğin gönüllü üreticilerimizi bir araya getirelim. Toprak ve ürün analizinden kalite standardına, paketlemeden marka tasarımına, e-ticaretten turizm işletmeleriyle satış bağlantısına kadar bütün zinciri birlikte kuralım. Sezon sonunda çiftçinin ham ürün satışına göre gelirinin ne kadar değiştiğini ölçelim. İşe yarıyorsa modeli diğer üreticilere yayalım.” dedi.

DEMİRHAN: ÇİFTÇİ ÜZÜMÜ DEĞİL, DEĞERİ SATMALI

Midyat’ın bağcılık kültürünü korumanın en güçlü yolunun üreticinin bu işten sürdürülebilir gelir elde etmesini sağlamak olduğunu belirten Demirhan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bağı korumak istiyorsak önce bağcının emeğini değerli hale getirmeliyiz. Üzümümüzü yetiştirelim ama orada durmayalım. Kurutalım, işleyelim, paketleyelim, markalaştıralım, turizmle buluşturalım ve dijital pazarlardan Türkiye’ye ulaştıralım. Bir kilogram üzümün tarladaki fiyatıyla raftaki değeri arasındaki farkın daha büyük bölümü Midyat’ta kalsın. Gençlerimiz bağcılığı terk edilecek bir iş değil, geleceği olan bir girişim olarak görsün. Midyat’ın üzümü tarlada değil, markada değer kazanmalı.”




Kaynak: 22haber.com.tr




Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI