|
Tweet |
SUYU SINIRSIZ BİR KAYNAK GİBİ KULLANAMAYIZ
Nüfus artışı, kentleşme, tarımsal sulama ihtiyacı ve değişen iklim koşullarının su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Şimşek, mevcut kaynakların daha verimli kullanılmasının stratejik bir zorunluluk haline geldiğini ifade etti.
Şimşek şunları söyledi:
“Su hayatın, tarımın, sanayinin ve şehirlerin temelidir. Ancak yıllardır alıştığımız tüketim biçiminin aynı şekilde devam edebileceğini düşünemeyiz. Her damlanın değerini bilmek ve suyumuzu gelecek nesillerin de hakkı olduğunu düşünerek yönetmek zorundayız.”
ŞEBEKEDE KAYBOLAN SUYA SEYİRCİ KALAMAYIZ
Kentlerde içme suyu şebekelerindeki kayıp ve kaçakların azaltılmasının öncelikli konulardan biri olması gerektiğini vurgulayan Şimşek, eskiyen altyapının yenilenmesi ve teknolojik takip sistemlerinin yaygınlaştırılması çağrısında bulundu.
“Vatandaşa sürekli ‘Suyu tasarruflu kullanın’ çağrısı yaparken şebekelerdeki kayıpları görmezden gelemeyiz. Önce kamu kurumları ve belediyeler kendi sorumluluklarını yerine getirmelidir. Eski hatlar yenilenmeli, kaçaklar hızla tespit edilmeli ve suyun kaynaktan musluğa ulaşıncaya kadar kaybolmasının önüne geçilmelidir.”
TARIMDA HER DAMLAYI VERİMLİ KULLANMALIYIZ
Türkiye’de su yönetiminin tarımsal üretimden ayrı değerlendirilemeyeceğini ifade eden Şimşek, modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması ve üreticilerin bu yatırımlara ulaşmasının kolaylaştırılması gerektiğini söyledi.
Şimşek, “Çiftçimize yalnızca ‘Daha az su kullan’ demek çözüm değildir. Üreticimizin damla ve basınçlı sulama sistemlerine geçişini kolaylaştırmalı, gerekli finansman ve teknik desteği sağlamalıyız. Su tasarrufu yaparken tarımsal üretimi de korumak zorundayız” dedi.
ŞEHİRLERİN SU RİSK HARİTASI OLMALI
Her ilin su kaynakları, tüketim miktarı ve gelecekte karşılaşabileceği risklerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Şimşek, uzun vadeli planlamanın önemine dikkat çekti.
“Türkiye’nin her şehrinin şartı aynı değil. Hangi ilin ne kadar suyu var, tüketimi ne kadar, nüfus artışı nasıl seyrediyor ve kuraklık durumunda alternatif kaynağı nedir? Bunları bugünden bilmeliyiz. Kriz ortaya çıktığında tankerle su taşımayı planlamak su politikası değildir.”
“SU MESELESİ GELECEK MESELESİDİR”
Doğru Yol Partisi olarak su güvenliğini Türkiye’nin stratejik meselelerinden biri olarak gördüklerini belirten İlkay Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Su politikasını seçim dönemlerine veya yağış durumuna göre değiştiremeyiz. Belediyelerden merkezi yönetime, çiftçiden sanayiciye ve vatandaşa kadar herkesin sorumluluğu var. Altyapı kayıplarını azaltmalı, tarımda verimli sulamayı yaygınlaştırmalı, su kaynaklarımızı korumalı ve şehirlerimizi geleceğin şartlarına hazırlamalıyız. Çünkü su meselesi yalnızca bugünün değil, çocuklarımızın geleceğinin meselesidir. Su krizi kapıya gelmeden Türkiye hazırlanmalıdır.”