|
Tweet |
Enerji politikalarının yanlış planlamalar ve kötü yönetim sebebiyle topluma ağır bedeller ödettiğini söyleyen Demiroğlu, "Bu zam halkın sırtına vurulmuş bir yüktür. Çözüm, halktan daha fazla fedakârlık istemekte değil, yanlış yönetim politikalarını değiştirmektedir" dedi.
"417 KİLOWATSAAT TÜKETİME 2 BİN TL, TEMEL İHTİYAÇ ARTIK LÜKS OLDU!"
Fatura artışlarının detaylarına değinen Ümit Demiroğlu, bir hanenin aylık ortalama 417 kilowattsaat tüketim yapması durumunda, faturasının yaklaşık 2 bin TL’ye ulaşacağını vurguladı. Bu seviyedeki bir artışın sadece dar gelirli aileler değil, orta gelir grubu için de dayanılmaz bir yük haline geleceğini belirtti. "Bugün bir kilowattsaat (kWh) elektriğin fiyatı neredeyse temel bir akşam yemeği maliyetine eşit hale geldi. İnsanlar elektriğe mi para ayırsın, yoksa mutfağa mı? Bu tablo halkın yaşam kalitesine vurulmuş ağır bir darbedir" dedi.
“TEMEL İHTİYAÇLAR KRİZE DÖNÜŞTÜ”
Demiroğlu, elektrik gibi hayati bir ihtiyacın erişmesi zor bir hizmete dönüştüğünü belirtti ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Elektrik kullanımı günümüzde bir tercih ya da lüks değil, modern yaşamın en temel ihtiyaçlarından biridir. Ancak yapılan bu zamlarla birlikte, vatandaşlarımız temel ihtiyaçlar arasında seçim yapmak zorunda bırakılıyor. Elektriğin kilowattsaat başına artan maliyetleri, vatandaşları elektriği daha az kullanmaya ya da diğer hayati harcamalarından kısmaya zorluyor. Isınmak mı, yemek pişirmek mi, elektrik kullanmak mı? 2 bin TL’yi bulan faturalar, insanlara açıkça yaşam şartlarından fedakârlık yapmasını söylüyor. Bu, kabul edilebilir bir durum değildir.”
“ZAM YÖNETİMİYLE EKONOMİ ÇÖKERTEN BİR ANLAYIŞ”
Zamların sadece elektrik faturalarıyla sınırlı kalmadığını, diğer temel ihtiyaçlarda da sürekli fiyat artışına sebep olan zincirleme bir etki yarattığını belirten Ümit Demiroğlu, politika anlayışını net bir şekilde eleştirdi:
“Her yeni zam, yalnızca bir faturayı artırmakla kalmaz; temel gıda ürünlerinden ulaşım giderlerine kadar yaşamın tüm alanına doğrudan etki eder. Kilowattsaat başına yapılan bu zam, yalnızca elektrik tüketim maliyetlerini değil, üretim ve hizmet sektörünü de olumsuz etkiliyor. Bu yeni elektrik zammı, başta düşük ve orta gelirli vatandaşlarımız olmak üzere herkesin bütçesini derinden etkileyecek. Hükümetin zamlara bağımlı yönetim anlayışı, halkın ekonomik çöküşüne hız kazandıran bir süreci doğuruyor. Fakat ülke yönetmek, halktan sürekli fedakârlık beklemekle değil, uzun vadeli çözümler üreterek mümkün olur.”
“YANLIŞ ENERJİ POLİTİKALARININ FATURASI HALKA KESİLİYOR”
Demiroğlu, Türkiye’nin enerji politikasındaki eksikliklere ve bunun zamlarla ilişkisinin doğrudan olduğuna dikkat çekti. Plansız projelere, yeterince değerlendirilmeyen yenilenebilir enerji kaynaklarına ve ithalata dayalı enerji sistemine değinerek, şöyle konuştu:
“Türkiye, hem yerel enerji kaynaklarını hem de yenilenebilir enerji potansiyelini yeterince değerlendiremiyor. İthalata dayalı enerji sistemi, dışa bağımlılığı artırıyor ve bu da doğrudan maliyet artışıyla birlikte zam olarak halkın karşısına çıkıyor. 417 kilowattsaat üzerinden yapılan hesaplamalar sadece bir başlangıçtır; bunun artan üretim maliyetleriyle çarpan etkisi yaratacağını unutmayalım. Bu durum, kötü yönetimin bir sonucudur. Yanlış enerji politikalarının faturası ay sonunu zor getiren vatandaşımıza yüklenemez; bu adaletsizliktir.”
"BU MALİYETLERLE TOPLUMSAL YAPININ ZARAR GÖRMESİ KAÇINILMAZ"
Elektrik faturalarındaki bu artışın sadece ekonomik bir sorun değil, toplumda ciddi sosyal sonuçlar doğuracağını ifade eden Demiroğlu, "Bir kilowattsaat fiyatının etkisi, sadece faturalarda değil, insanların huzurunda, toplumsal dayanışmada ve yaşam kalitesinde de kendini gösteriyor. Temel ihtiyaçlar karşılanamaz hale geldikçe, aileler huzursuzluk yaşayacak, bireyler daha büyük bir çaresizlik hissedecek. Bu yalnızca kişisel bir sorun değildir; tüm toplumun yapısını etkileyen bir süreçtir” dedi.
"ÇÖZÜM: HALKINA YÜK DEĞİL, ÇARE ÜRETEN BİR YÖNETİM"
Demiroğlu, açıklamasında çözüm önerilerine de yer vererek, enerji yönetimi ve ekonomik çareler üzerine şunları söyledi:
“Adil bir enerji politikası şarttır. Vatandaşın ekonomik yükü azaltılmalı, enerji üretiminde yerel kaynaklara ve yenilenebilir enerji kaynaklarına daha fazla ağırlık verilmelidir. Bunun yanı sıra, yoksul ve dar gelirli vatandaşlarımız için enerjiye erişimde destekleyici programlar oluşturulmalı, hanelerin alım gücünü rahatlatacak fiyat düzenlemeleri yapılmalıdır. Halkına yük olmaktan vazgeçen, çözüme odaklı bir yönetim anlayışı mümkün. Adil Türkiye Partisi olarak bu sürecin takipçisi olacağız ve halkın hakkını her platformda savunmaya devam edeceğiz.”
“ADALET SADECE YASA DEĞİL, VATANDAŞIN CEBİNDEN BAŞLAR”
Ümit Demiroğlu, açıklamasını adalet vurgusuyla bitirerek şu ifadeleri kullandı:
“Adalet, sadece mahkeme koridorlarında değil, halkın yaşam koşullarında aranmalıdır. Vatandaş ancak yaşam hakkına uygun koşullarda desteklenirse, adalet tam anlamıyla sağlanmış olur. Elektrik gibi temel haklar, spekülasyon konusu yapılamaz. Bunu değiştirmek, halkını ön planda tutan gerçek bir anlayış gerektirir. Biz bu anlayışı savunmaya ve halkımızın hak ettiği yaşama ulaşması için mücadele etmeye devam edeceğiz.”