|
Tweet |
Yerli ve Milli Parti Elazığ İl Başkanı İsmail Hakkı Çevik, bazı kurumlar deforme olduğu gibi, son 40 yıldır üniversitelerde bu deforme hat safhaya ulaştı..Bu konuda acil planlarımız var..İktidar olunca ilk işimiz bu olacaktır..
kuralsız şekilde açılan geçiş Üniversiteler ve bazı kamu kuruluşları, kanunlara ve temel insan haklarına aykırı mevzuat çıkarıyor, oraya öğrenci alıyor , memur, işçi alıyor ve bunun için de mevzuat var, deyip işi kapatıyor..Her mevzuat ahlaka, vicdana, insanlığa uyuyor mu? Hile ile bir kapı açıldı, sadece birkaç kişi için mevzuat düzenlendi, hem de hiç usul dahi takip edilmeden ,yani Kıbrıs' ta okul olduğu dahi tescillenmemiş, ayrıca hazırlık sınıfından sonra bir puana da gerek görülmeden, önceki üniversite puanlarını gerekçe gösterip bir hile ile iş tutan, daha önceki o yüksek puanlarla alınmayan öğrencileri ekarte etmelerine rağmen, sonradan o puanlardan çok fazla düşük puanla bu yolları es geçip mevzuat yapan, acaba bu mevzuat kanuna,hukuka, insan haklarına ve hiçbir mevzuata uymadan icraya sokulmasıyla doğru usule uygun bir iş yapılmış oluyor mu?
İşte bu durum, okuyan hakneden emeği hiçe sayan ahlaksız bir durjmdur,adaletsiz bir durumdur ki, bu yanıltan devlet kurumlarında kapıların açılması, bu idari tararrufla yapılan mevzuat hileleriyle dolu kararların, gençleri yanıltan ve hukuku zayıflatan bir düzen yarattığını söyledi.
“Bir üniversite yönetimi ‘öğrenci korkma, ben mevzuatı hazırlarım, baban, ya da yüksek kademedeki dostlar senin referansın’ diyorsa burada büyük bir problem var demektir. Mevzuat yanlışsa, kapıyı açan yanlışsa elbette o yoldan geçen de etkilenir.. 19 yaşındaki kişi, hukuken mesuldür, elbette bu yolu açan, buna sebep olan herkes teselsülen daha suçludur..Yani elbette asıl sorumluluk, bu hukuksuz kapıyı aralayanlardadır. Ama , bu diplomayı alanda hak etmemiştir ve hak edilmemiş bir işlem ne öğrenciyi ne de eğitimi ayağa kaldırır.”
“DAHA BELEDİYE BAŞKANI OLUR OLMAZ CUMHURBAŞKANLIĞI HESABI YAPMAK SAĞLIKLI DEĞİLDİR”
Çevik, Türkiye’de son yıllarda siyasetin hızlı yükselme hayalleriyle yürütülmesinin ülkeye zarar verdiğini belirterek, “Bir kişi daha belediye başkanı koltuğuna oturmadan cumhurbaşkanlığı hesabı yapıyorsa burada ciddi bir kopukluk var.” dedi.
“Bugün küçük bir köfte dükkanından veya sahilde işportacılıktan gelip belediye başkanı olan da var, başka partilerin desteğiyle seçilen var. Bu doğaldır... Ama daha ilk adım atar atmaz, önceden ihale yolsuzluklarıylada zenginleşen ve bunu bir güç haline getirip delegeleri de satın alarak partinin genelmerkezine dahi nüfuz edip yerini şimdiden daha halka hiçbir manada alaka göstermeyen, depremde, karda kışta zevkini düşğnen kayak yapan biri, daha görevin ilk gününde makam atlama hevesiyle Türkiye' yi yerel ve üniter anlamda siyaseten getirdiği duruma bakın.. İnanın, bu toplumun mantalitesine bakıyorum, bu durumlatı artık meşru görür bir hale gelmiş..Bu korkutucu bir durumdur”
“SİYASETTE DESTEK ALIRSIN AMA DESTEK VERENİN DE BEKLENTİSİ OLUR”
Çevik, ittifaklar ve siyasi desteklerin görülmeyen maliyetlerine de dikkat çekti:
“HADEP’in bir dönem bazı adayları desteklemesinin sebebi kendi talep ve hak arayışlarıydı. Siyaset böyle işler. Destek aldıysan bunun bir bağlayıcılığı olur. Bugün aynı tartışmalar devam ediyor; iddianamelerde geçen isimler var. Burada mesele şu: Bir adayın aldığı her desteğin bir karşılığı vardır. Bu karşılığı yönetemeyen siyasetçi, topluma yük olur..Hele bu destek üniter yapıda çok hassas tartışmalar meydana getirmekte ve güvenlikle ilgili sorunlar da üretiyorsa dahabriskli.. Hatta bazı illegaliteye bulaşmış işadamlarıyla da, ya da suç örgütleriyle de temasları ayyuka çıkıyorsa orada bir yöneticinin doğru ve jendinden emin, halkın, ülkenin yararına bir insiyatif alması imkansız”
“ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLARI KENDİNİ ERDOĞAN’LA KIYASLIYOR, AMA ŞARTLARIN AYNI OLMADIĞINI GÖRMÜYOR,YANİ HIRS, İNSANI KÖR EDEBİLİYOR, BAŞKA YOLLARA TEVESSÜL ETTİREBİLİYOR ”
Çevik, siyasetçilerin kendilerini geçmiş örneklerle karşılaştırmasının yanıltıcı olduğunu belirtti:
“Sn.ERDOĞAN küçük ilçelerde,ilde uzun yıllar görev yaptı, Büyükşehir Bebelediyesinden çıktı, cumhurbaşkanlığına kadar geldi ama dediğimiz gibi bu süreç bir anda olmadı. Marjinal, dini ve milli sorunları olduğunu söyleyen ve fakirliğin arttığını iyice işleyen ve sağ,sol kesimi de son zamanlarda kapanan Refah Partisi boşluğuyla değerlendirip partiye her mevcut sistemden rahatsız olanı yanında toplayan, hatta Feyiullah Cemaatini, tarikatleri, liberalleri,kapitalistleri, hatta koyu sosyalistleri dahi ayartıcı güçlü bir rüzgarı arkasına alarakiktidara birden çıkmış gibi algılansa da bu uzun zamanlar sonra geliştirilen olumlu olumsuz projelerin bileşkesiydi.. Sonradan bunlardan bazıları çok sorun yaratsa da kadrolar tamamen kendi insiyatiflerine geçti..Yani halkın bu reyleri bu şekilde her zaman ortaya çıkan birine akmaz, çünkü o taktikmartık eskimiş, herkes öğrenmişti ve bir de çok güçlü bir iktidar karşısında duruyordu..Cumhurbaşkanlığı sistemi de cabası..
Demek ki Sn .ERDOĞAN' ı, önceden oluşan elli yıllık yanlış uygulamalar, halka karşı siyaset ve büyük siyasi okumalar ve yazmaların oluşturduğu siyasi dizayn ile oluşan ülkenin şartları, siyasi dengeler ve toplumsal beklentiler onu o noktaya taşıdı. ‘O oldu ben de olurum’ diyerek , zaten altı dolu olmayan bir siyasi etkiyle de yola çıkan İMAMOĞLU ve salt CHP oyuna güvenen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığıyla ülke genel siyasi yaklaşımı aynı gitmez..Yani zaman, zemin şartlar tamamen ayrı. Ayrıca, yanlış harcamalar, usülsüzlükler de , güçlü iktidarın denetlemesinden kaçmaz ve hukuki süreçle bile etkisiz kılınabilir "
“ANKARA’YI , YANİ ÜNİTER SİYASİ YAPIYI BİLMEDEN, YEREL KAFAYLA VEYA TECRÜBESİZ BİR SİYASAL İMKANLA HEMEN BÜYÜK LAFLAR ETMEK, TOYLUK VE TENEKEDEN ÇOK SES ÇIKMASI GİBİ İÇİ BOŞ OLDUĞUNDANDIR VE BU ZAAFIN FARKINDA OLMAYAN HANGİ TEHLİKELERLE KARŞI KARŞIYA OLDUĞUNU BİLMEMEKTİR..YANİ DEVLETİ TANIMADAN, SADEVE İHALE VE RUHSAT VERMEKLE, YÜKSEK MAKAM HEDEFİ KURMAK BÜYÜK YANLIŞ..BİRİ YEREL VE SİYASİ ÜNİTER İDARİ VESAYET ALTINDA, DİĞERİ BİR NEVİ MEMUR GİBİ İÇİŞLERİNE BAĞLI ”
Çevik, başkentte ,yani üniter devlet mekanizmasının görünen ve görünmeyen devlet mekanizmalarını tanımadan yapılan siyasi çıkışların da gerçekçi olmadığını söyledi:
“Ankara’yı bilmeyen, devletin işleyişini tanımayan ve ayrıca bulunduğu siyasi görevlerde de topluma somut katkı sunmamış bir kişinin en üst makamlara talip olması bir hayaldir. Belediyecilik bile başlı başına ağır bir sorumluluktur. İnsanların kapısının numarasından altyapısına kadar her konuyla ilgilenirsin. İhaleler, ruhsatlar kalksa belediyede kimse kalmaz. O kadar zor ve teknik yerel tecrübe isteyen ağır iştir.. Gördüğümüz kadarıyla bu işe talip olanlar, galiba bu zorlukları, halkın mağduriyetinin mühim bir şekilde birebir telafisi için uygulanacak çabaları görmüyor, salt siyasi bir baş olma, ya da usülsüzlüklerle yolunu bulma, şöhret olma hayali var ve Sn.ERDOĞAN gibi en şu anda tek adam gücü ile baş olurum, düşüncesi en zengin insanlarındahi siyasete bulaşmasına sebep oldu..Çünkü zenginlik tek başına bazen bir şey değil. Eskiden burjuvazi, siyasete yön veriyordu, ama kuvvetler ayrılığı ve bir düzenle kurumlar , bazı küçük yolsuzluklar olsa da işliyordu. Halkın ve bazı siyasilerin anlamadığı şey şu : AK Parti veya Cumhur İktidarı, bir farklı dönüşümle sistemde , karşısında hiçbir odak bırakmadan, siyasi tek bir güç olma ve anayasayıda böylece değiştirip, yüzyıllık gelinen yapıları kendi perspektiflerine göre değiştirme arzusu taşıdıklarını göremiyorlar..Yani gerek CHP ve gerekse sağ sol, marjinal, çopunluk vs siyasi tarafların çoğunun, iktidarın bu siyasi çabasını muhakkak gerçekleştirmek için her şeyi göze aldığını maalesef hala anlamış değil ..Haliyle bu itek güç ile gerek siyasal, gerek mülki ve gerekse sayısal güç odaklarını bir bir bertaraf etmek istediği aşikâr, ama bu güce nasıl geldiğini çok eskiye giderek ve siyasal, dini,ideolojik etkenleride göz önüne alarak irdelemek lazım. Bu durumda olan iktidar gücü, elbette çok büyük risk aldığınında farkındadır elbette.. İşte üniter siyaseti anlamaya veya yürütmeye talip kişiler, partiler bu gerçekleri görmeliler..”
“ŞEHRÜL EMİN OLMAK YALNIZCA MAKAM DEĞİL, EMANETTİR”
Çevik, belediyeciliğin tarihsel anlamına vurgu yaparak açıklamasına şöyle devam etti :
“Eskiden belediye başkanına ‘Şehrül Emin’ denirdi. Çünkü o görev emanet makamıydı. Şehrin her sorunu sana emanetti. Bugün ise bu makamlar merdiven olarak görülüyor.. Hakkını veren için, ehil, liyakat sahibi, ahlaklı kimselerin elbette ilerlemesini düşünmemek haksızlık olur..
Ayrıca, üniter yapıda iş tutmak isteyen bir siyasetçi evvelden büyük yararlılıklar göstermişlerse, bu kimseler illaki belediye başkanı olmak zorunda da değil, direk siyasal merkezlerde de görev yapabilirler.. Ancak, siyasi temel faktörleri teori ve pratikte biraz uğraşmalarıda gerekir, aksi halde Ebu Zerr' in Siyasi Önder Vali olmasını istediğinde ,Peygamberin, onu en çok sevdiği sahabilerden olmasına rağmen , bu işten engellemesinin burada anlattığım gerekçelerle beraber, kişinin meseleyi sadece kendi ideal bakışı ve çevresi, salt kendi perspektifi ile yürüyen bir şey olmadığını belirterek , onun fikri, dürüst örnekliği ve halkı sarmalaması, onlara moralndeğerler vermesiyle daha faydalı olacağını söyleyerek onu bundan vazgeçirmesini anlamalıyız..Yani, güzel ahlak, ilim, bilim , yüce erenlik sahibi kimselerinde yapacağı işler çok kutsal olabilmektedir.. Bu kimseler halkın içinde çok olması, insani, hak, hukuk, örf,ahlak,adaletin eğitimle tesisi ve önderlerin de seçiminde imada olsa yaklaşımşarı ile topluma manevi önderler olması çok çok mühimdir.. Ebu Zer için peygamber :" Ebu Zer gibi birinden daha doğru ve pervasız konuşan kimse, bu gök kubbe altından geçmemiştir" demesine rağmen, onu siyaset icrasından ,yönetiminden ,yani valilikten,komutanlıktan uzak tutması bize çok şeyler öğretiyor ! Onun bu iktidar işlerinde değil, halkla birlikte varolmasının , daima Ali gibi insanlara yakın durmasıda bizim için önemli! Alimler duracağı yeri ve pozisyonlarını belirlerken menfaatine değil, toplumun menfaati ve hakkaniyete göre tıtmalılar..Yoksa sadece kullanılmış olurlar !
Demek ki siyaseti bilen, ama halkla siyaset arasında doğrulukla orantılı iş tutan, büyük eğitimci ve halkı haktan yana olmaya çağıran kimselerim olmasının da çok önemli gereksinimler den olmasına peygamberin yönlendirmesi çok önemli bir işarettir.. Demek ki bir adam çok dürüst diye illaki siyaset yapacakta değil.. Belki o kimse milletine siyasetçilerden daha çok yararlılıklar yapmaktadır..
Demek ki siyaset,hem siyasi derinlik anlamında yetkin ve bu alanda tecrübeli insanlarla yürüdüğü gibi, hem de halkın nabzını bilen yüce değerlere sahip, edip, filozof, alim, ilim, bilim insanlarıylada birlikte yürümeli. Yani ilim,bilim insanlarının halk içinde çabalamasıyla ve bir çok meslek ve değerlerle hep birlikte siyasetin yürüdüğünü anlamalıyız..
Siyasette büyük değerler asla uzak tutulmamalı, halk ve ahlak, adalet timsalleri ile siyaset bir şekilde irtibatlı kılınmalıdır..
Eskiden çok tecrübeli kafalar,hukuk adamı, filozof, büyük şair- edebiyatçılar, sanat adamları, önceden yararlı vekillikler , bakanlıklar yapan kimseler, senatör oluyordu, yani senato meclisi akil adam meclisiydi bu nihayi siyasi hukuki bir meclis denetlenmesiydi, çünkü her şey salt vekil olmakla ,belediye başkanı olmakla bir tecrübe sağlamaz, kaldı ki vekiller, belediye başkanları bu anlamda kendilerini yetiştirmemekte ve yörelerde de etkinliği olmayan, hatta 18- 20 yaşlarında vekillik marifet kabul edilmiş, hele cumhurbaşkanlığı sistemi ve çoğunluk meclis gördüğümüz kadar meclisi bir sekreterya olarak gördüğünden liyakatsizlik tavan yapmış, ülke ümitsiz ve aşağıda kavga eden liderler ve vekillerin alanı meclis ve meclis kulisleri olmuştur..Şu anda darmadağın olan yüzeysel idareci, siyasetçileri halk görünce elbette salt şöhret varsa ben niye yokum deyip, başlıyor cazgırlığa, yalana, dolana, dalkavukluğa.. Hele bazı rijit marjinal partiler de işi çıkar,etnik, dini,mezhebi açıdan bir çıkara düşerek, hile, aldatmayla daha tam meşhur olmamış birini iyice parlatıp, sırf diğer güçlü partiye karşı destekliyorsa işte şaklaban o zaman büyükşehir belediye başkanı dahi olabilmekte ve Türk siyasetini derinden etkilemektedir.. Taviz koparma ,ödün verme bu durumda mecbur, yoksa şaklaban ömründe göremeyeceği bu makamları kaybetmemek adına birçok yolsuzluğa da göz yumuyor..Danışmanları da elbette kendilerine uygun ve marjinal burada daha etkin..
Hukuka da güven zayıfladığından, aleni çalsa, usülsüzlük yapsa, ihaleye fesat karıştırsa ve halkın malına canına zarar verecek, çevreyi bozacak bir ruhsatı dahi güya adı Şehrü-l Emin olan, yani şehrin en güvenilmesi gereken adamı tarafından gadre ,ihanete, zulme , ahlaki olmayan yaklaşımşara maruz bırakılabiliyor..
İşte bunların hepsi ucuz şöhret ve hayali hevesler ve hesut bir hal ile şükürsüz,yırtıcı, boş mağrurluk içinde olan kimseyi sırf bıraz kurnaz diye şeytani bir sürece sokulmuş olmakta.. İşte Tramp, işte servetinin ilk menbaı kerhaneci dedesinin malı ve kumarhaneler kralı, sonra emlakçı vs vs ..Dünya şu anda büyük bir karanlık içinde olması, yarın ne olacağını bilmeyecek hale gelmesi ve haliyle herkes tedirgin olması bundan..Tabii ki böyle adamları bilerek destekleyenlerin emelleri olacaktır !
Demek ki boş, ahlaksız bir kişilik, öncelikle tövbe edip dürüst bir insan olma yolunda öncelikle çabalaması ve dürüst insanların dizi dibinde çalışa çalışa olgunlaşması yokken hemen o ehliyet ve liyakatı çiğneyip öne fırlama kurnazlığı, hemen öne geçip cemaate imam olması gibi bir halin, o toplumda infiale ileride sebep olacağı muhakkak..
Bizim toplumda her pisliği yap, uyuşturucu,tecavüz, çalma, çırpma hemde bununla servet yap, sonra saygın işadamı ve en öndeki siyasetçi,mücahit ! Aynen, batı ve doğu hapishanelerdeki müebbed azgın suçluların DEAŞ gibi örgütlere girip cihat edip arındırıldıkları gibi ! Yani mubarek, aldığın eğitim ve arınma sonunda hemen alim mi oldun, filozof mu oldun ki dünyaya nizam vereceksin..
ÇEVİK; TÖVBE ETMEK, ÖZÜR DİLEMEK AYRI, İYİ OLMAK AYRI, İYİLİK ÖNDERİ OLMAK AYRI, HELE SİYASİ ÖNDER OLMAK DAHA DAHA AYRI BİR ŞEYDİR.. ÇÜNKÜ BİR NEVİ HALKIN PEYGAMBERLERVE EMANET EDİLDİĞİ ÖNDERLERE ÖNCELERİ " PEYGAMBERİN HALİFESİ/ VARİSİ " GİBİ ADLANDIRMALAR YAPILMIŞTIR..ANCAK BU YEZİD- İ TAKTİKLERLE ZALİMLİĞE ARACI KILINMIŞ HALE GETİRİLDİ.
Çevik konuşmasını tarihten önemli muşahhas örneklerle izah ederek, şöyle devam etti:
"Allah' ın bütün tövbe eden, özür dileyen ve varsa hukuki bir cezası onuda infaz edilmiş olarak bireysel yaşayan, topluma karışan kimseleri affedeceğini söylemekte, ama tekrar suça bulaşmamak ve halkına ihanet etmemek şartıyla..Ancak
İslam tarihinde eşkiyalar ,suçları terkedince, mal mülkleri haram diye tasadduk edip, inzivaya çekilirler, çok nadir görülürlerdi.. Fudayl b.İyaz Bişri Hafi bunların büyüklerindendir..
Yani bu evveli insanları çalıp çırpan, yol kesen adamlar, iyi oldum, insanlara maddi yardımlar yapıyorum diye halkın gözüne girmek ve buradan siyasal, sosyal,psikolojik güç devşirme yapıp, bir de halkın önüne geçip önder,rehber olmamışlar, devlet, millete üstten bir etkin güç kullanan akil adam rolüne bürünmemişler, hele siyasi liderliğe, halkın şehrül- eminliğine yaklaşmaktan dahi imtina etmişlerdir.."
İslam Tarihi' nde eşkiyalık yapan, sonra pişman olan kimseler, bizdeki mafta gibi gösteriş yaparak, halka ulvi nutuklar atarak hala kabadayılık gösterisiyle üstten hitap etmek bir kenara, bütün mallarını infak edip, inzivaya çekilerek bunumispat etmiş olan önemli iki aileyi de örnek vererek, konuşmasına açıklık getirdi:
İslam Siyasi Tarihi bu anlamda çok acılar yaşasada hiç ders almadı, Allah' ın Resulu' ne en yakın olan ehliyet liyakat sahibi ve seçilmiş kutsal neslin dahi, insanlara en çok zulm eden, aileler tarafından devre dışı bırakılmasına, sahabilerin ileri gelen çoğunluğunun itirazına rağmen , Emevi ailesi, sonrada en yakın Abbasi fırsatçılarına bu milletin önderliği verildi ve hala insanlık o buhranların etkisinde toparlanamamaktadır..Halbuki her şey ortada Hadid Süresi 10. Ayet açıkça Mekke Fethi Öncesi mücadele edenlerin infakı, cihadı daha makbul, onlar daha üstündür demesine ve nice ayetler,hadisler Muhacir ve Ensar' ın üstün olduğunu beyannetmesine rağmen çakallık,kurnazlık şöhreti, çıkarı sevenlerce cazip gelmiş ve zulümler , haksızlıklar öylece, sanki bir ictihat ile alınmış hukuka uyan siyasi oylamayla karar alınarak koca Ali, daha baştan devre dışı bırakılmış ve nihayetinde şehit edilmiştir..
İşte artık bu çağda işin önemi kavranmalı ve bu anlamda adalet sahipleri önlem almalı, bu Aziz Milleti örselenmekten bitap düşmüş bu milleti bu zulümlerden kurtarmalıdır." dedi..
Demem o ki siyaseti bir fantazi ve şöhret alanı veya kartel olma basamağı gören kimselerin suçu yok. Son elli yıldır gittikçe bu olumsuz ehliyetsizlik ,onursuz kimselerin mafyatik işleri meşrulaştırarak devlette zaafiyet oluşturmuşlardır..Bu durum ehil,liyakatli insanları ürkütmüş ve hele işin içine karambol olsjn diye sağ,sol sosuda dökülerek puslu hava oluşturularak liyakatsizliği, ter dökmeden hakedişi, ömrü boyunca onur mücadelesinde istikrar içinde toplumuna yararlı olmaya çalışanlara karşı gelişmeleri, düzenlemeleri sağlayarak, evvelden gelen ve gittikçe artan artan kumpaslarla bu kurnaz şaklabanlar yüzünden öne çıkmaktan dahi imtina eden nice insanlar kenara çekilmeyi yeğlemişlerdir..
Şimdi bu mantalite maalesef hem iktidar ve hem muhalefette gittikçe artan bir süreçle devam etmektedir..Şayet siyaset böyle giderse, toplum güvenini tamamen kaybeder.
Türkiye Siyaseti, bir beyaz sayfa açmak istiyorsa, bu ahlaklı yol olan nebi mesleği insanlık rehberi olma yolunda ehliyet,liyakat ile siyasi geçmişi ve onurla döktüğü teri ve aldığı risklerden çıkardığı dersleri halkına ve siyasete artı değer olarak katmanın çabasında olmalı ve bu hakkı sahiplerine teslim edip, önlerini, engellerini açmak devletin birinci görevi olmalıdır."
YMP; BU ZOR AMA, HALKIMIZIN VE İNSANLIĞIN TEK ÇÖZÜMÜ OLAN ADALET,AHLAK, EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİNİ SAĞLAMAKTA KARARLI
İşte YMP olarak biz, salt dini,mezhebi, ideolojik vs önyargılarla ve salt bir yerlere mensubiyetle bu işlerin olamayacağını ve liyakatin ve hizmetin esas olduğu bir düzeni bu nedenle ısrarla savunuyoruz, bu işte hazırlıklıyız ve kararlıyız..
İktidar olduğumuzda bu yönde vargücümüzle bu yönde çabalayacağız.. Çünkü ilk hedefimiz budur ki şöyle ; eğitimde fırsat eşitliği başta olmak üzere, ahlaklı, vicdanlı, çalışkan insanları istihdam etmek ve kenarda köşede kalan değerleri bulup ortaya çıkmaya fırsat bulamamışsa, kendi kuracağımız akademilerimizde ilk başta temel esaslardan başlamak üzere alanlarına göre yetiştirmek ve ehliyet liyakate uygun olanları siyasi önderliklere, diplomasiye ve yüksek halk yararına olmak üzere ; devlete, millete, insanlığa yararlı hizmetlere dahil edeceğiz.. Biz bu işi başaracağız Allah' ın izniyle” diyerek konuşmasını tamamladı..