|
Tweet |
HAKKI BİLMEK ONU ANLAYABİLMEKLE BAŞLIYOR
Türkçenin kamusal hayattaki kullanımının doğrudan vatandaşın günlük yaşamına dokunduğunu belirten Hikmet Kaplan, kanunlardan resmî belgelere kadar insanları ilgilendiren metinlerin mümkün olduğunca anlaşılır bir dille hazırlanmasının önemine dikkat çekti. Hukuk dilindeki her kelimenin belirli bir anlam ve sonuç taşıdığını kaydeden Kaplan, dildeki açıklığın vatandaş ile kurumlar arasındaki iletişimi de güçlendireceğini vurguladı.
“VATANDAŞ KENDİ HAKKINI SÖZLÜĞE İHTİYAÇ DUYMADAN ANLAYABİLMELİ”
Hukuki ve idari metinlerin toplumdan kopuk bir anlatıma dönüşmemesi gerektiğini ifade eden Kaplan, “İnsanlarımız kendilerini ilgilendiren bir düzenlemeyi okuduğunda ne hakkı bulunduğunu, kendisinden ne istendiğini ve hangi yolu izlemesi gerektiğini anlayabilmelidir. Açıklık, hukuk dilini zayıflatmaz; aksine vatandaşın hukukla kurduğu bağı kuvvetlendirir. Türkçenin zenginliği bize hem anlamı koruma hem de meseleyi anlaşılır biçimde ifade etme imkânı sunuyor.” ifadelerini kullandı.
KAPLAN: “TÜRKÇE VATANDAŞ İLE ADALET ARASINDA KÖPRÜ KURMALI”
Dil bilincinin yalnızca edebiyat ve eğitim alanıyla sınırlandırılmaması gerektiğini kaydeden Hikmet Kaplan, “Bir dile verilen değer, o dilin vatandaşın hayatına dokunan bütün alanlarda nitelikli kullanılmasıyla ortaya çıkar. İnsanımızın hakkını okuyup anlayabildiği, kurumların açık bir Türkçeyle konuştuğu ve kelimelerin belirsizliğe değil güvene hizmet ettiği bir anlayışı güçlendirmeliyiz. Türkçemizin hayatın her alanında hak ettiği özenle kullanılması temennisiyle 26 Eylül Türk Dil Bayramı’nı kutluyorum.” ifadelerini kullandı.