|
Tweet |
“İNSANI DEĞERLİ KILAN TAŞIDIĞI SIFATLAR DEĞİL KARAKTERİDİR”
İlkay Şimşek, yaptığı değerlendirmede toplumun farklı siyasi görüşlere, inançlara, kimliklere ve kökenlere sahip bireylerden oluşmasının doğal olduğunu ifade ederek, asıl ölçünün kişinin hangi gruba mensup olduğu değil, sahip olduğu ahlaki değerler olduğunu vurguladı.
Şimşek, “Hangi partiden, hangi inançtan, hangi milletten veya hangi çevreden olursa olsun; bir insanda vicdan, ahlak, adalet, dürüstlük ve utanma duygusu yoksa onun taşıdığı hiçbir sıfat bu eksikliği örtemez. İnsanları değerlendirirken kimliğine değil, yaptıklarına ve karakterine bakmak gerekir.” ifadelerini kullandı.
“YANLIŞIN PARTİSİ DE KİMLİĞİ DE OLMAZ”
Toplumda yanlış yapan kişilerin siyasi veya sosyal aidiyetleri üzerinden korunmaması gerektiğini belirten Şimşek, adalet ve dürüstlük söz konusu olduğunda çifte standardın kabul edilemeyeceğini kaydetti.
“Yalan yalandır, hırsızlık hırsızlıktır, ihanet ihanettir. Bunları yapan kişinin hangi partiye mensup olduğunun, hangi kimliği taşıdığının ya da hangi çevreden geldiğinin hiçbir önemi yoktur. Yanlışı yapan kim olursa olsun aynı vicdani ve ahlaki ölçülerle değerlendirilmelidir.” şeklinde konuştu.
“TOPLUMUN ORTAK PAYDASI VİCDAN VE ADALET OLMALI”
Siyasi ve toplumsal ayrışmaların insanların temel insani değerler etrafında buluşmasına engel olmaması gerektiğini dile getiren Şimşek, adalet duygusunun toplumun tamamı için ortak bir ölçü olması gerektiğini ifade etti.
Şimşek, sözlerini, “Dileğimiz; vicdanını, ahlakını ve adalet duygusunu kaybetmemiş insanların çoğaldığı, kötülüğün ve haksızlığın karşısında herkesin aynı kararlılıkla durabildiği bir toplumdur. Rabbim milletimizi kötülükten, adaletsizlikten ve kötü niyetli insanlardan korusun.” ifadeleriyle tamamladı.